Çoban Şahballı Hayatı/Sanatı

Günümüz Türk Halk şiirinin güçlü ozanlarından biri olan Hilmi Şahballı, 1953 yılında Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinin Sarılar köyünde doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kahramanmaraş'ta yaptı. İlkokulda öğrenciyken yazmış olduğu bir şiir öğretmeninin dikkatini çekmiş, bunun üzerine öğretmen yörenin güçlü şairlerinden Hayati Vasfi Taşyürek ile tanıştırmış, Hayati Vasfi'nin imtihan amacıyla verdiği ayağa çok güzel cevap verince şairden büyük iltifatlar görmüş, bu olay Şahballı'yı şiir yazmaya teşvik etmiştir. Yine kendi ifadesiyle 10 yaşlarında Erzurum'a âşıklar şölenine götürülmüş ve Aşık Reyhanı, Murat Çobanoğlu gibi güçlü şairlerin de yer aldığı atışma yarışmasında birincilik ödülü kazanmıştır. 1973 yılında bir plak şirketinin düzenlemiş olduğu Aşıklar Yarışması'nda birinci seçildi, burada soyadının önüne "Şah" mahlası verildi ve o günden sonra "Şahballı" mahlasını kullandı..

 

Hilmi Şahballı; Abdurrahim Karakoç, Hayati Vasfi Taşyürek, Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi şairleri kendisine rehber aldı. Siyasi nedenlerle uzun müddet Almanya'da kaldı ve orada Cem Karaca ile kader arkadaşlığı yaptı. Ülkesine döndükten sonra Cumhurbaşkanı müzik danışmanı olarak görev aldı. Ulusal televizyon kanallarında "Ozanların Dilinden" ve "Türküler Pınarı" adlı programlar yaptı.

 

Şahballı gençlik döneminde sevda, doğa ve insan sevgisi temalı şiirler yazdı. Olgunluk döneminde ise vatan, millet, birlik, kardeşlik temalarını işledi. Milli, hamasi duyguları şiirleştirdi ve bu şiirlerin bir kısmını besteledi, seslendirdi. "Gidiyorum", "Kızılırmak", "Esmerin Adı Oya", "Bahar Gelmiş Bizim İle", "Al Beni", "Bundan lyiydi gibi bazı besteleri başka sanatçılar tarafından da seslendirilmektedir.

 

Çok yönlü bir sanatçı olan Şahballı, altı adet sinema filminde oynadı, 63 plak, 26 kaset doldurdu ve 1050 adet şiire imza attı. Şiirlerinde samimi, açık ve akıcı bir ifade bulunan Şahballı, aşıklık geleneğinin tüm özelliklerini yaşamış ve şiirlerine yansıtmıştır.

 

CEVİZAĞACI


Hani biri vardı yıllar öncesi
Yaprağın yolardı, o benim işte
Kazmayla kürekle arık yaparak
Bahçeyi sulardı, o benim işte


Akşam sabah hiç gölgenden çıkmazdı
Tembel yatar işe güce bakmazdı
Bir atkısı vardı hiç bırakmazdı
Boynuna dolardı o benim işte


Ayaklarım yalın, yırtıktı yakam
Bircanlı kuluyla olmazdı şakam
Birkırık saz ile nefreti makam
Söylerdi, çalardı, o benim işte.


Bazen başı ipe giden gibiydi
Bazen ruhsuz kalmış beden gibiydi
Bazen suyu kesik fidan gibiydi
Açılır solardı o benim işte.


Kuşlaruçamazdı senin bölgende
Çünkü lastik sapan var idi bende
Yoğurt pekmez yerken koyu gölgende
Parmağın yalardı o benim işte.


Hatırlıyor musun bak geldi yine
“Yumruğun vururdu hep sinesine
Delilermisali kendi kendine
Ağlardı, gülerdi, o benim işte.


Bir Şahballı vardı sorma ne için
Şimdi hatırladın kavruldu için
Komşu kızına hoş görünmek için
Hepnamaz kılardı o benim işte.